Gıda Katkı Maddeleri Nelerdir? Yaygın Olarak Kullanılan 12 Gıda Katkı Maddesi

Bazı gıda katkı maddelerinin tüketimi, oldukça korkutucu yan etkilere bağlanmış olsa da sağlıklı bir diyetin parçası olarak güvenle tüketilebilecek pek çok gıda katkı maddesi de vardır.

Gıda Katkı Maddesi Nedir? Gıda Katkı Maddesi Ne Demektir?

Mutfağınızdaki hemen hemen tüm yiyeceklerin içerik etiketine bir göz attığınızda bir gıda katkı maddesini fark etme olasılığınız yüksektir.

Bir ürünün lezzetini, görünümünü veya dokusunu iyileştirmek ya da raf ömrünü uzatmak için kullanılırlar.

Bu maddelerden bazıları olumsuz sağlık etkileriyle ilişkilendirilmiştir ve bunlardan kaçınılmalıdır. Bazıları ise güvenlidir ve minimum riskle tüketilebilir.

Gıda katkı maddesi hangi gıdalarda ve ne amaçlarla kullanılır? Gıda katkı maddelerinin zararları nelerdir? İşte gıda katkı maddeleri listesinde bulunan en yaygın 12 gıda katkı maddesi ve hangilerini diyetinizden uzak tutmanız gerektiğine dair öneriler.

Sağlıklı ve dengeli beslenmeye adım atmak için diyetisyenlerimiz tarafından sizin için hazırlanmış diyet imkanlarından faydalanabilirsiniz. Şimdi zayıflamaya başlamak için uygun ücreti ile diyetisyenlerimiz tarafından sizin için hazırlanmış diyet listesi satın alın. (Erteleme! Şimdi Zayıflamaya Başla!)

1. Monosodyum Glutamat (MSG)

Monosodyum glutamat veya MSG, tuzlu yemeklerin lezzetini yoğunlaştırmak ve geliştirmek için kullanılan yaygın bir gıda katkı maddesidir.

Dondurulmuş yemekler, tuzlu atıştırmalıklar ve konserve çorbalar gibi çeşitli işlenmiş gıdalarda bulunur. Ayrıca restoranlardaki ve fast food yerlerindeki yiyeceklere de eklenir.

MSG, 1969 yılında fareler üzerinde yapılan bir çalışmada, büyük miktarların zararlı nörolojik etkilere, bozulmuş büyüme ve gelişmeye neden olduğu bulduğundan beri hararetli bir tartışma konusu olmuştur (1).

Bununla birlikte, bu katkı maddesinin, kan-beyin bariyerini aşamadığı için insan beyni sağlığı üzerinde çok az etkisi vardır veya hiç etkisi yoktur (2).

MSG tüketimi, bazı gözlemsel çalışmalarda kilo alımı ve metabolik sendromla ilişkilendirilmiştir. Ancak bazı araştırmalar da hiçbir ilişki bulamamıştır (3, 4, 5).

Bununla birlikte, bazı insanlar MSG'ye duyarlıdır ve çok miktarda yedikten sonra baş ağrısı, terleme ve uyuşma gibi semptomlar yaşayabilir.

Bir çalışmada, MSG'ye duyarlı olduğunu bildiren 61 kişiye 5 gram MSG veya bir plasebo verildi.

İlginç bir şekilde, %36'sı MSG'ye olumsuz bir reaksiyon yaşarken, yalnızca %25'i plaseboya tepki verdiğini bildirdi. Bu nedenle MSG duyarlılığı bazı insanlar için gerçek bir endişe nedeni olabilir (6).

MSG tükettikten sonra herhangi bir olumsuz yan etki yaşarsanız, onu diyetinizden uzak tutmak en iyisidir.

Aksi takdirde, MSG'yi tolere edebilirseniz, olumsuz yan etki riski olmadan, ölçülü olarak güvenle tüketilebilir.

Özet: MSG, birçok işlenmiş gıdanın lezzetini artırmak için kullanılır. Bazı insanlar MSG'ye duyarlı olabilir, ancak ölçülü olarak kullanıldığında çoğu insan için güvenlidir.

MSG (Monosodyum Glutamat): İyi Mi Kötü Mü? ve MSG Nedir? MSG Hangi Ürünlerde Var? konu başlıklı blog yazılarımızı inceleyerek monosodyum glutamat hakkında daha detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.

2. Yapay Gıda Boyası


Yapay gıda boyası, şekerlerden çeşnilere kadar her şeyin görünümünü iyileştirmek için kullanılır.

Ancak son yıllarda, potansiyel sağlık etkileri hakkında birçok endişe vardır. Mavi 1, Kırmızı 40, Sarı 5 ve Sarı 6 gibi belirli gıda boyaları, bazı insanlarda alerjik reaksiyonlarla ilişkilendirilmiştir (7).

Ek olarak, bir inceleme, yapay gıda boyasının çocuklarda hiperaktiviteyi teşvik edebileceğini bildirdi. Başka bir çalışma bazı çocukların diğerlerinden daha duyarlı olabileceğini gösterdi (8, 9).

Bazı gıda boyalarının kansere neden olabilecek potansiyel etkileri hakkında da endişeler artmıştır.

Eritrosin olarak da bilinen Kırmızı 3'ün, bazı hayvan çalışmalarında tiroid tümörü riskini artırdığı gösterilmiştir. Bu nedenle bu gıda boyası çoğu gıdada Kırmızı 40 ile değiştirilmiştir (10, 11).

Bununla birlikte, çok sayıda hayvan çalışması, diğer gıda boyalarının kansere neden olan herhangi bir etki ile ilişkili olmadığını bulmuştur (12, 13).

Yine de yapay gıda boyalarının insanlar için güvenliğini ve potansiyel sağlık etkilerini değerlendirmek amacıyla daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Ne olursa olsun, gıda boyaları, sağlıklı bir diyet yaparken sınırlandırılması gereken işlenmiş gıdalarda bulunur. Her zaman önemli besinler bakımından daha yüksek olan ve doğal olarak suni gıda boyası içermeyen işlenmemiş yiyecekleri tercih edin.

Özet: Yapay gıda boyası hassas çocuklarda hiperaktiviteyi artırabilir ve alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Hayvan çalışmalarında Kırmızı 3'ün tiroid tümörü riskini artırdığı da gösterilmiştir.

3. Sodyum Nitrit

Sıklıkla işlenmiş etlerde bulunan sodyum nitrit, bakterilerin büyümesini önlemek için bir koruyucu görevi görürken, aynı zamanda tuzlu bir tat ve kırmızımsı pembe bir renk katar.

Nitritler, yüksek ısıya maruz kaldığında ve amino asitlerin varlığında, sağlık üzerinde birçok olumsuz etkiye sahip olabilen bir bileşik olan nitrosamine dönüşebilir.

Bir inceleme, daha yüksek nitrit ve nitrozamin alımının daha yüksek mide kanseri riski ile ilişkili olduğunu gösterdi (14).

Diğer birçok çalışma benzer bir ilişki bulmuş ve daha yüksek işlenmiş et alımının daha yüksek kolorektal, meme ve mesane kanseri riskiyle bağlantılı olabileceğini bildirmiştir (15, 16, 17).

Diğer çalışmalar, nitrozamin maruziyetinin, bulgular tutarsız olsa da daha yüksek tip 1 diyabet insidansı ile bağlantılı olabileceğini düşündürmektedir (18).

Yine de sodyum nitrit ve işlenmiş et alımınızı minimumda tutmak en iyisidir. Sosis, sosisli sandviç ve jambon gibi işlenmiş etler yerine işlenmemiş et ve sağlıklı protein kaynakları tüketmeyi deneyin.

Tavuk, sığır eti, balık, baklagiller, kuru yemişler, yumurta ve tempeh, işlenmiş etler yerine diyetinize ekleyebileceğiniz birkaç lezzetli yüksek proteinli gıdalardır.

Özet: Sodyum nitrit, işlenmiş etlerde nitrozamin adı verilen zararlı bir bileşiğe dönüştürülebilen yaygın bir bileşendir. Daha yüksek nitrit ve işlenmiş et alımı, çeşitli kanser türlerinin daha yüksek riskiyle bağlantılı olabilir.

Gıdalardaki Nitratlar ve Nitritler Zararlı mıdır? konu başlıklı blog yazımızı inceleyerek gıdalarda bulunan nitritler ve nitratların vücudumuzdaki etkileri hakkında daha detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.

4. Guar Gum - Guar Sakızı

Guar gum, yiyecekleri yoğunlaştırmak ve bağlamak için kullanılan uzun zincirli bir karbonhidrattır. Gıda endüstrisinde yaygın olarak kullanılır. Dondurma, soslar ve çorbalarda bulunabilir.

Guar sakızı olarak da bilinen guar gum lif bakımından yüksektir ve çok sayıda sağlık yararı ile ilişkilendirilmiştir. Örneğin, bir çalışma, şişkinlik ve kabızlık gibi irritabl bağırsak sendromu semptomlarını azalttığını gösterdi (19).

Üç çalışmanın gözden geçirilmesi, yemekle birlikte guar gum alan kişilerin tokluk hissinin arttığını ve gün boyunca daha az kalori tükettiklerini buldu (20).

Diğer araştırmalar, guar sakızının kan şekeri ve kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabileceğini düşündürmektedir (21, 22).

Ancak yüksek miktarda guar sakızının sağlık üzerinde olumsuz etkileri olabilir.

Bunun nedeni, büyüklüğünün 10 ila 20 katı şişerek yemek borusu veya ince bağırsak tıkanması gibi sorunlara neden olabilmesidir (23).

Guar sakızı ayrıca bazı kişilerde gaz, şişkinlik veya kramp gibi hafif semptomlara neden olabilir (24).

Bununla birlikte, guar sakızı genellikle ölçülü olarak tüketildiğinde güvenli kabul edilir.

Ek olarak, FDA, olumsuz yan etki riskini en aza indirmek için gıdalara ne kadar guar sakızı eklenebileceğine dair katı kurallar belirlemiştir (25).

Özet: Guar sakızı, yiyecekleri yoğunlaştırmak ve bağlamak için kullanılan uzun zincirli bir karbonhidrattır. Guar gum daha iyi sindirim sağlığı, daha düşük kan şekeri ve kolesterol seviyeleri, artan tokluk hissi ile ilişkilendirilmiştir.

Guar Gum Nedir, Nasıl Kullanılır? Sağlıklı mı Yoksa Zararlı mı? konu başlıklı blog yazımızı inceleyerek guar gum olarak da adlandırılan guar sakızı hakkında daha detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.

5. Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu


Yüksek fruktozlu mısır şurubu, mısırdan yapılan bir tatlandırıcıdır. Sıklıkla gazlı içecek, meyve suyu, şekerleme, kahvaltılık gevrekler ve atıştırmalık yiyeceklerde bulunur.

Yüksek miktarlarda tüketildiğinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilen fruktoz adı verilen bir tür basit şeker açısından zengindir.

Özellikle, yüksek fruktozlu mısır şurubu kilo alımı ve diyabet ile ilişkilendirilmiştir.

Bir çalışmada, 32 kişi glikoz veya fruktozla tatlandırılmış bir içeceği 10 hafta boyunca tüketti.

Çalışmanın sonunda fruktozla tatlandırılmış içecek, göbek yağı ve kan şekeri seviyelerinde önemli artışlara ve ayrıca glikozla tatlandırılmış içeceğe kıyasla insülin duyarlılığında azalmaya neden oldu (26).

Test tüpü ve hayvan çalışmaları, fruktozun hücrelerde iltihabı tetikleyebileceğini de bulmuştur (27, 28).

İltihaplanmanın kalp hastalığı, kanser ve diyabet dahil birçok kronik durumda merkezi bir rol oynadığına inanılıyor (29).

Ek olarak, yüksek fruktozlu mısır şurubu, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu önemli vitamin ve minerallerin hiçbiri olmadan boş kalorilere katkıda bulunur ve yiyeceklere şeker ilave eder.

Şekerli atıştırmalıkları ve yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren yiyecekleri tüketmemek en iyi tercih olacaktır.

Bunun yerine, şeker eklenmemiş, işlenmemiş yiyecekleri tercih edin ve bunları Stevia, yacon şurubu veya taze meyve ile tatlandırın.

Özet: Yüksek fruktozlu mısır şurubu kilo alımı, diyabet ve iltihaplanma ile ilişkilidir. Ayrıca boş kaloriler açısından yüksektir ve diyetinize kaloriden başka bir şey katmaz.

Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubunun Kötü Olmasının 6 Nedeni konu başlıklı blog yazımızı ziyaret ederek yüksek fruktozlu mısır şurubunun vücudumuz üzerindeki etkilerini daha detaylı olarak inceleyebilirsiniz.

6. Yapay Lezzet Artırıcılar

Kalori içeriğini azaltırken lezzeti arttırmak için birçok diyet yiyecek ve içecekte lezzet katıcılar kullanılır.

Yaygın lezzet artırıcı türler arasında aspartam, sukraloz, sakarin ve asesülfam potasyum bulunur.

Araştırmalar, lezzet artırıcıların kilo vermeye ve kan şekeri seviyelerini yönetmeye yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Bir çalışma, 10 hafta boyunca lezzet artırıcı içeren bir takviye tüketen kişilerin daha düşük kalori alımına sahip olduklarını, normal şeker tüketenlere göre daha az vücut yağı ve ağırlık kazandıklarını buldu (30).

Başka bir çalışma, üç ay boyunca sukraloz tüketmenin diyabetli 128 kişide kan şekeri kontrolü üzerinde hiçbir etkisinin olmadığını gösterdi (31).

Çalışmaların, aspartam gibi belirli türlerin bazı insanlarda baş ağrısına neden olabileceğini ve bazı kişilerin aspartam etkilerine karşı daha duyarlı olabileceğini gösterdiğini unutmayın (32, 33).

Yine de ölçülü olarak tüketildiğinde çoğu insan için genellikle güvenli kabul edilir (34).

Bununla birlikte, bunları kullandıktan sonra herhangi bir olumsuz yan etki yaşarsanız, içerik etiketlerini dikkatlice kontrol edin ve alımınızı sınırlayın.

Özet: Lezzet artırıcılar kilo vermeyi ve kan şekeri kontrolünü desteklemeye yardımcı olabilir. Bazı türler baş ağrısı gibi hafif yan etkilere neden olabilir, ancak genellikle ölçülü olarak tüketildiğinde güvenli kabul edilirler.

Zayıflamak için zayıflama ilacı, zayıflama kürleri, zayıflama çayları kesin çözüm değildir. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye adım atarak zayıflamak istiyorum diyorsanız, günlük almanız gereken makro ve  mikro besin değerleri hesaplanarak oluşturulmuş, ekibimizdeki sizinle ilgilenecek olan diyetisyen ile Whatsapp üzerinden gün içerisinde haberleşebileceğiniz diyet listelerini uygun diyet ücreti ile satın alın (Diyetasistan ile Zayıfla!)


7. Karragenan - Karajenan

Kırmızı deniz yosunundan elde edilen karragenan, birçok farklı gıda ürününde kıvamlaştırıcı, emülgatör ve koruyucu görevi görür.

Karragenan kullanılan gıdalar arasında badem sütü, süzme peynir, dondurma, kahve kreması ve vegan peynir ürünler bulunur.

Bu yaygın gıda katkı maddesinin güvenliği ve sağlık üzerindeki potansiyel etkileri hakkında yıllardır süregelen endişeler var.

Bir hayvan çalışması, karragenana maruz kalmanın, özellikle yüksek yağlı bir diyetle birleştirildiğinde, açlık kan şekeri ve glikoz intoleransı düzeylerini artırdığını göstermiştir (35).

Test tüpü ve hayvan çalışmaları, iltihabı da tetiklediğini bulmuştur (36, 37).

Karragenanın ayrıca sindirim sağlığını olumsuz yönde etkilediğine inanılır. Bağırsak ülseri oluşumu ve büyümesi ile ilişkili olabilir (38).

Küçük bir çalışma, ülseratif kolitten remisyonda olan kişilerin karragenan içeren bir takviye aldıklarında, plasebo alanlara göre daha erken bir nüks yaşadıklarını buldu (39).

Ne yazık ki karragenan etkileri üzerine yapılan güncel araştırmalar hala çok sınırlıdır ve insanları nasıl etkileyebileceğini anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Karragenan alımınızı sınırlamaya karar verirseniz, bu gıda katkı maddesini içermeyen markaları ve ürünleri bulmanıza yardımcı olabilecek birçok online kaynak bulabilirsiniz.

Özet: Test tüpü ve hayvan çalışmaları, karragenanın yüksek kan şekerine, bağırsak ülserlerine ve büyümelerine neden olabileceğini bulmuştur. Bir çalışma karragenanın ülseratif kolitin daha erken nüksetmesine katkıda bulunduğunu göstermiştir.

8. Sodyum Benzoat

Sodyum benzoat genellikle gazlı içeceklere ve salata sosları, turşular, meyve suları ve çeşniler gibi asitli yiyeceklere eklenen bir koruyucudur.

Genellikle FDA tarafından güvenli olarak kabul edilmiştir. Ancak birkaç çalışma, dikkate alınması gereken potansiyel yan etkileri ortaya çıkarmıştır (40).

Örneğin, bir çalışma, sodyum benzoatın yapay gıda boyasıyla birleştirilmesinin 3 yaşındaki çocuklarda hiperaktiviteyi artırdığını bulmuştur (41).

Başka bir çalışma, 475 üniversite öğrencisinde sodyum benzoat içeren içeceklerin daha fazla alımının daha fazla DEHB belirtisi ile ilişkili olduğunu gösterdi (42).

C vitamini ile birleştirildiğinde, sodyum benzoat, kanser gelişimi ile ilişkilendirilebilen bir bileşik olan bir benzene de dönüştürülebilir (43, 44).

Gazlı içecekler en yüksek benzen konsantrasyonunu içerir. Diyet veya şekersiz içecekler benzen oluşumuna daha da yatkındır (43).

Çeşitli gıdalardaki benzen konsantrasyonunu analiz eden bir çalışmada, içme suyu için EPA tarafından belirlenen maksimum kirletici seviyesinin 20 katından fazla olan, 100 ppb'den fazla benzen içeren kola ve lahana salatası numuneleri bulundu (45).

Sodyum benzoat alımınızı en aza indirmek için, yemeğinizin etiketlerini dikkatlice kontrol edin.

Özellikle sitrik asit veya askorbik asit gibi bir C vitamini kaynağıyla birleştirildiğinde benzoik asit, benzen veya benzoat gibi bileşenler içeren gıdalardan kaçının.

Özet: Sodyum benzoat, artan hiperaktivite ile ilişkilendirilebilir. C vitamini ile birleştirilirse, kanser gelişimi ile ilişkilendirilebilen bir bileşik olan benzen de oluşturabilir.

Sodyum Benzoat Nedir? Bilmen Gereken Her Şey konu başlıklı blog yazımızı ziyaret edebilirsiniz.

9. Trans Yağ


Trans yağlar, hidrojenasyona uğramış, raf ömrünü uzatan ve ürünlerin yoğunluğunu artıran bir tür doymamış yağdır.

Unlu mamuller, margarin ve bisküviler gibi birçok işlenmiş gıdada bulunabilir.

Bir dizi potansiyel sağlık riski trans yağ alımıyla ilişkilendirilmiştir. FDA yakın zamanda bile GRAS (genellikle güvenli olarak kabul edilir) statüsünü iptal etmeye karar vermiştir (46).

Özellikle, çok sayıda çalışma, daha yüksek bir trans yağ alımını daha yüksek bir kalp hastalığı riski ile ilişkilendirmiştir (47, 48, 49).

Bir çalışma, trans yağ oranı yüksek yiyecekler tüketmenin, kalp hastalığı için en önemli risk faktörlerinden biri olan çeşitli inflamasyon belirteçlerini artırdığını buldu (50).

Araştırmalar ayrıca trans yağlar ve diyabet arasında bir bağlantı olabileceğini gösteriyor.

84.941 kadınla yapılan büyük bir araştırma, yüksek trans yağ alımının %40 daha yüksek tip 2 diyabet geliştirme riski ile ilişkili olduğunu gösterdi (51).

İşlenmiş yiyecekleri diyetinizden çıkarmak, trans yağ alımınızı azaltmanın en kolay ve en etkili yoludur.

Ayrıca diyetinizde margarin yerine tereyağı kullanmak ya da bunu bitkisel yağlardan zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ile değiştirmek gibi birkaç basit değişiklik yapabilirsiniz.

Özet: Trans yağ tüketmek, iltihaplanma, kalp hastalığı ve diyabet dahil olmak üzere sağlık üzerinde birçok olumsuz etki ile ilişkilendirilmiştir.

Trans Yağ Nedir Zararları Nelerdir? konu başlıklı blog yazımızı ziyaret ederek trans yağlar hakkında daha detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.

10. Ksantan Gum - Ksantan Sakızı

Ksantan gum olarak da bilinen ksantan sakızı, salata sosları, çorbalar, şuruplar ve soslar gibi birçok gıda türünü yoğunlaştırmak ve stabilize etmek için kullanılan yaygın bir katkı maddesidir.

Bazen yiyeceklerin dokusunu iyileştirmeye yardımcı olmak amacıyla  glütensiz tariflerde de kullanılır.

Ksantan sakızı çeşitli sağlık yararları ile ilişkilendirilmiştir.

Bir çalışma, ksantan sakızı eklenmiş pirinç tüketmenin, ksantan sakızı eklenmeden pirinç tüketmekten daha düşük kan şekeri seviyelerine neden olduğunu buldu (52).

Başka bir çalışma, altı hafta boyunca ksantan sakızı tüketmenin kan şekeri ve kolesterol seviyelerini düşürdüğünü, ayrıca tokluk hissini arttırdığını buldu (53).

Bununla birlikte, ksantan sakızının potansiyel faydalarına ilişkin son araştırmalar hala sınırlıdır.

Ayrıca, büyük miktarlarda ksantan sakızı tüketmek, artan dışkı, gaz ve yumuşak dışkı gibi sindirim sorunlarıyla da bağlantılı olabilir (54).

Ancak çoğu insan için ksantan sakızı genellikle güvenlidir ve iyi tolere edilir.

Ksantan sakızı tükettikten sonra olumsuz belirtiler yaşarsanız, en iyisi alımınızı azaltmak veya diyetinizden çıkarmayı düşünmek olacaktır.

Özet: Ksantan sakızı, kan şekeri ve kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Artan gaz ve yumuşak dışkı gibi sindirim sorunlarına neden olabilir.

11. Yapay Tatlandırıcı

Yapay tatlandırıcılar, diğer bileşenlerin tadını taklit etmek için tasarlanmış kimyasallardır.

Patlamış mısır tadından karamel ve meyve tadına kadar farklı tatları taklit etmek için kullanılabilirler.

Hayvan çalışmaları, bu sentetik tatların sağlık üzerinde bazı etkileri olabileceğini bulmuştur.

Bir çalışma, yedi gün boyunca suni tatlandırıcılarla beslendikten sonra farelerde kırmızı kan hücresi üretiminin önemli ölçüde azaldığını buldu.

Sadece bununla da sınırlı değil çikolata, bisküvi ve çilek gibi bazı yapay tatların da kemik iliği hücreleri üzerinde toksik etkisi olduğu bulundu (55).

Benzer şekilde, başka bir hayvan çalışması, üzüm, erik ve portakal sentetik tatlandırıcılarının hücre bölünmesini engellediğini ve farelerde kemik iliği hücreleri için toksik olduğunu gösterdi (56).

Bununla birlikte, bu çalışmaların yiyeceklerde bulabileceğinizden çok daha konsantre bir doz kullandığını ve yiyeceklerde bulunan miktarlardaki yapay tatlandırıcıların insanları nasıl etkileyebileceğini belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu unutmayın.

Bu arada, yapay aroma alımınızı sınırlandırmak istiyorsanız, yiyeceklerinizin içerik etiketini kontrol edin.

İçerik etiketinde "çikolata aroması" veya "yapay tatlandırıcı" yerine "çikolata" veya "kakao" yu arayın.

Özet: Bazı hayvan çalışmaları, yapay aroma alımının kemik iliği hücreleri için toksik olabileceğini bulmuştur. İnsanlardaki etkileri değerlendirmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

12. Maya Ekstraktı - Maya Özütü


Aynı zamanda otolize maya özütü veya hidrolize maya özütü olarak da adlandırılan maya ekstraktı, lezzeti artırmak için peynir, soya sosu ve tuzlu atıştırmalıklar gibi bazı tuzlu yiyeceklere eklenir.

Şeker ve mayayı sıcak bir ortamda birleştirerek, daha sonra bir santrifüjde döndürerek ve mayanın hücre duvarlarını atarak yapılır.

Maya özütü, birçok gıdada bulunan doğal olarak oluşan bir amino asit türü olan glutamat içerir.

Monosodyum glutamat (MSG) gibi, glutamat içeren yiyecekler yemek, etkilerine duyarlı kişilerde baş ağrısı, uyuşma ve şişme gibi hafif semptomlara neden olabilir (6).

Ek olarak, maya özütünün her bir çay kaşığı (8 gram) yaklaşık 400 miligram ile sodyum açısından nispeten yüksektir (57).

Sodyum alımını azaltmanın, özellikle yüksek tansiyonu olan kişilerde kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğu gösterilmiştir (58).

Bununla birlikte, çoğu gıda yalnızca az miktarda eklenmiş maya özütü içerir. Bu nedenle maya özündeki glutamat ve sodyumun çoğu insan için büyük bir soruna neden olma olasılığı düşüktür.

2017 itibariyle, maya özütü hala Gıda ve İlaç Dairesi tarafından güvenli olarak kabul edilmektedir (59).

Olumsuz etkiler yaşarsanız, işlenmiş gıda alımınızı sınırlamayı ve diyetinize daha taze,  işlenmemiş yiyecekler eklemeyi düşünün.

Özet: Maya özütü sodyum bakımından yüksektir ve bazı insanlarda çeşitli semptomları tetikleyebilen glutamat içerir. Yine de gıdalara sadece küçük miktarlarda maya özütü eklendiğinden çoğu insan için sorunlara neden olma olasılığı düşüktür.

Uzun Lafın Kısası

Bazı gıda katkı maddelerinin tüketimi, oldukça korkutucu yan etkilere bağlanmış olsa da sağlıklı bir diyetin parçası olarak güvenle tüketilebilecek pek çok gıda katkı maddesi de vardır.

Diyetinizi kontrol altına almak ve en sevdiğiniz yiyeceklere gerçekten neyin eklendiğini belirlemek için market alışverişi yaparken içerik etiketlerini okumaya başlayın.

Ek olarak, işlenmiş ve paketlenmiş yiyeceklerin tüketimini azaltmayı, gıda katkı maddeleri alımınızı en aza indirmek için diyetinize daha fazla taze içerik eklemeyi deneyin.

Sağlıklı gıdaları birbirleriyle uyum içerisinde nasıl tüketmeniz gerektiği konusunda destek alabilirsiniz. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye adım atmak için diyetisyenlerimiz tarafından sizin için hazırlanmış diyet imkanlarından faydalanabilirsiniz. Şimdi zayıflamaya başlamak için uygun ücreti ile diyetisyenlerimiz tarafından sizin için hazırlanmış diyet listesi satın alın. (Erteleme! Şimdi Zayıflamaya Başla!)

Yorumlar (0)
Henüz yorum yok
Görüşünüzü Paylaşın