Tüp Mide Ameliyatı

Tüp Mide Ameliyatı
Tüp mide ameliyatı hakkında her şey, kimler ameliyat olabilir, yan etkileri nelerdir, ameliyat sonrası yaşam ve yapılan bilimsel araştırmalar ne diyor?

Obezite ile savaşmamız gereken en iyi yöntemleri kullanıyor muyuz? 

 

İnsanlar kilo vermek için diyet yapmaya devam ediyorlar, ancak bariatrik cerrahi zayıflama için son yıllarda etkili medikal bir yöntem olmaya başladı.

 

Obezite Derneğinin verilerine göre dünyada bulunan obez 90 milyon kişinin sadece yüzde biri kilo vermek için tüp mide ameliyatı gibi cerrahi yöntemleri deniyor.

 

Araştırmacılar bazı insanların obez olmaya karşı daha duyarlı olmalarını sağlayan genetik ve hormonal özelliklere sahip olduğunu düşünüyor. Obeziteyi kanser gibi karmaşık ve kronik bir hastalık olarak gören bilim adamları geçici bir tedavi yöntemi olarak tüp mide ameliyatını tavsiye ediyorlar.

 

Öte yandan halkımız genel olarak şişmanlığın irade eksikliğinden kaynaklandığına inanıyor. 2016’da yapılan bir anket 1500'den fazla katılımcının %60'ı diyet ve egzersizin uzun süreli kilo verme için ameliyattan bile daha etkili olduğunu söyledi.

 

Tüp mide ameliyatı acil kilo vermeye ihtiyacı olan morbit obezite hastaları için en iyi tedavi yöntemi olabilir.

 

 

Tüp Mide Ameliyatı Nedir?

 

Tüp mide ameliyatı, midenizin büyüklüğünü değiştirmeyi içeren kilo verme ameliyatı tekniğidir.

 

Böylece daha çabuk tok hissedeceksiniz ve daha az yemek yiyeceksiniz. 

 

Bu ameliyat günlük yeme alışkanlıklarınızda çarpıcı değişiklikler gerektirecektir ve sadece belirli kilo ve sağlık kriterlerini karşılayan hastalar için önerilir. 

 

Ameliyat, midenizde kalıcı bir değişiklik oluşturur; bu, cerrahi seçeneği kullanmadan önce seçeneklerinizi dikkatlice göz önünde bulundurmanız gerektiği anlamına gelir.

 

 

Kimler Tüp Mide Ameliyatı Yaptırabilir?

 

Spesifik rehberler hekimden hekime değişse de, tüp mide ameliyatı günlük kilo verme kadar basit ve birkaç kilo vermeyi ummak gibi değildir. 

 

Bunun yerine iyi düşünüp tüm olasılıkları iyi değerlendirip, ameliyattan sonra kilo vermeyi başarabileceğinize inanmanız gerekir. 

 

Ameliyat midenizin büyüklüğünü değiştirirken, yeme alışkanlıklarınızı değiştirmek sizin sorumluluğunuzdadır.

 

Vücut kitle indeksi, ameliyat için uygun olup olmadığınızı belirlemek için önemli bir ölçümdür.

Tüp mide ameliyatı geleneksel olarak aşırı obez hastalar için uygulanır. VKİ'niz 40'tan yüksekse veya ideal kilonuzdan en az 50 kilo daha kiloluysanız, aşırı derecede obez sayılırsınız.

 

Bugün ise ayrıca obez veya 30.0-39.9 VKİ'ye ve diyabet gibi sağlık sorunlarına sahip olanlar, için kabul edilebilir.

 

Kilonuzu boyunuzun karesine bölerseniz VKİ'nizi belirleyebilirsiniz. Örneğin, 130 kilosunuz ve boyunuz 175 cm ise vücut kitle indeksiniz 42.45 olacaktır.

 

Ameliyatı tercih etmek için tek başına VKİ yeterli değildir. Doktorunuz, vücudunuzun ameliyatı kaldırabileceğinden ve kilonuzun ameliyat olmadan tedavi edilebilecek tıbbi bir durumla ilişkili olmadığından emin olmak için başka testler isteyecektir. 

 

Bu testler şöyle sıralanabilir:

 

  • Tam kan sayımı, kırmızı kan hücresi sayımı , beyaz kan hücresi sayımı, trombositler, hemoglobin ve hematokrit gibi kan testleri
  • Oruç kan şekeri
  • Lipit profili
  • Böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri
  • Tiroid testi

 

Doktorunuz ayrıca yaşınızı, cinsiyetinizi, diğer tıbbi durumlarınızı ve sigara içmek gibi yaşam tarzı alışkanlıklarınızı da dikkate alacaktır.

 

Tüp Mide Ameliyat Nasıl Gerçekleştirilir?

 

Genel anestezi altındayken cerrahınız tüp mide ameliyatını gerçekleştirir. 

 

Bu, ameliyat sırasında uykuda ve acı duymayacağınız anlamına gelir. Çoğu zaman, ameliyat çok küçük kesikler açılarak yapılır. Bu, cerrahınızın ince cerrahi aletler yerleştirmek için küçük kesikler kullanacağı ve midenizi görmek için minik bir kamera kullanacağı anlamına gelir.

 

Cerrahınız bu araçları midenizin bir kısmını çıkarmak için kullanacaktır. Bunu kese şeklindeki mideyi tüp haline getirecektir, dolayısıyla ameliyatın adı buradan gelmektedir. Zımba kalan mide bölümlerini birleştirmek için uygulanacaktır.

 

Toplamda, ameliyat 60 ila 90 dakika arasında sürer, eğer ameliyat sırasında herhangi bir sorun yaşanmazsa. Tüp mide ameliyatı diğer bazı kilo verme cerrahi seçeneklerinde olduğu gibi geri dönüşümlü değildir. Yani mide kesildikten sonra tekrar eski midenin dikimi söz konusu değildir.

 

Tüp mide ameliyatı, midenizin yaklaşık yüzde 85'ini alır. İnce uzun yeni bir mideniz olacaktır. Ameliyattan sonra doktorunuz, midenin iyileşmesini sağlayan özel bir diyeti takip etmenizi isteyecektir.

 

Birkaç hafta sonra, az miktarda sağlıklı yiyecekleri yemeye odaklanan bir diyeti izleyeceksiniz. Doktorunuz, ihtiyaç duyduğunuz besinleri almanızı sağlamak için vitamin takviyesi almanızı önerebilir.


 

Obezite İle Savaşmak İçin Elimizdeki En iyi Silahları Kullanmıyoruz


Bariatrik cerrahi için tıbbi destekler son yıllarda daha da güçlendi. Aşırı miktarda kilo vermek ve obezite ile ilişkili sağlık problemlerini önlemek mümkün.

 

Obezite Derneği’ne göre, dünyada ameliyat yapması gereken 90 milyon insandan %1’den azı kilo verme için tüp mide ameliyat yapıyor.

 

Bunun sebebi ameliyatın hala tehlikeli ve etkisiz olduğunu düşünüyor olmaları.

 

Açıkçası tüm kilo verme ameliyatları eşit değildir. Bilim dünyasında mide bypassı ve tüp mide operasyonları mide kelepçesinden daha üstün olarak kabul edilir. Bu tarz ameliyatlar kesinlikle birkaç kilosu vermek isteyen insanlar için değildir.

 

Bu ameliyatlar daha çok şiddetli obezite yaşayanlar için üretilmiştir. Bunca gelişmelere rağmen iyi ameliyatlar bile bazı insanlarda işe yaramaz ve nadir durumlarda rahatsız edici yan etkileri olabilir. 

 

Ancak tüp mide cerrahisinin yararları ortalama olarak zararlarından ağır basmaktadır. Acilen kilo vermek isteyen insanlar için gerçek bir yardım olarak teşkil etmektedir. 

 

 

Kilo verme ameliyatlarının çoğu midenin boyutunu küçültürken açlık ve tokluk ile ilgili hormonları baskılayarak çalışır

 

Dünyada obezite krizi gerçekten 1970'lerde patlamaya başladı. 2016'dan itibaren Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri tahminleri şu anda dünyada yetişkinlerinin %30’unun ve gençlerin %15’inin obez olduğunu gösteriyor.

 

Doktorlar insanların daha az yemek yemelerine yardımcı olacak yollar arıyorlardı.

 

Bunu ağıza konulan diş telleriyle ve diş tellerini birbirine bağlayarak gerçekleştiren doktorlar. Bir anlamda insanları yemekten kurtarmak için kapatma dişlerini tellerle birbirlerine bağlıyorlardı.

 

Eski araştırmalar 1950'lerde köpeklerin ince bağırsaklarının kısaltılmasının kalorileri emebilme yeteneklerini engellediğini ve kilo vermelerine neden olduğunu fark etmişler.

 

Bunun ardından bu yeni bilgiyi insana nasıl taşıyabileceklerini araştıran bilim adamları 1960'ların sonunda, insanlarda tüp

mide cerrahisi başlamış.

 

Cerrahların metotları önceleri tecrübesiz olsa da yıllar içinde büyük ölçüde düzeldi. Hatta bazı tüp mide cerrahi metodları daha iyileriyle değişti.

 

Şimdi araştırmacılar mevcut cerrahi yöntemlerin hangilerinin daha hızlı ve kalıcı kilo vermeyi sağladığını daha da önemlisi hangi cerrahi yöntemin uzun vadeli kişiyi daha sağlıklı kılacağını araştırıyorlar.

 

Dünyada yapılan zayıflama ameliyatlarının çoğunu tüp mide ve gastrik bypass oluşturur.

 

Bu yöntemlerin her ikisi de, insanların orijinal vücut ağırlıklarının ortalama %30'unu kaybetmelerine yardımcı olmak için sindirim sistemini kalıcı olarak değiştirir.

 

Şu an dünyada kilo verme ameliyatlarının %50'sinden fazlasını oluşturan tüp mide ameliyatları, cerrahların midenizi geniş bir futbol topu şeklinden ince bir muz şekline dönüştürmeziyle gerçekleşir.

 

Bu şekilde cerrah midenin yaklaşık %80'ini keser ve çıkarır. Midenin boyutunu azaldığından insanlar eskisi kadar yiyemezler, bu yüzden daha az kalori tüketirler.

 

Gastrik bypass’da cerrahlar mideyi küçük bir kese oluşana kadar zımba ile büyük parçadan ayırırlar. Ve yalnızca bir cevizin kalacak kadar yer açarlar. Daha sonra, ince bağırsağı yeni zımbalanmış torbadaki deliğe bağlarlar, böylece gıda midenin çoğunu ve ince bağırsağın ilk yarısını atlayarak kese içerisine akar. Tüp mide ameliyatı gibi bu ameliyat da insanların yiyebileceği yiyecek miktarını kısıtlar ve bu şekilde eskisi kadar kalori ve besinleri de ememezler.

 

Ancak hem Tüp mide hem de mide bypass ameliyatlarının uzun vadede kilo vermeye neden olmasının bir başka nedeni de bu işlemlerden sonra oluşan hormonal değişikliklerden kaynaklanıyor olabilir. Tüp mide ve mide bypassında açlık hormonu bastırılır.

 

Bu şekilde diyet yapmasa da kişi yemek yemek istemez.

 

Kilo Verme Ameliyatı Vücudun Metabolizmasını da Sıfırlar

 

Ameliyatın işe yaramasının bir başka nedeni de vücudun metabolizma hızını yeniden ayarlayabilmesidir.

 

Obezite günlükleri dergisinde yayınlanan 2014 araştırmasında araştırmacılar, mide bypass ameliyatı geçiren kişiler ile olabildiğince çabuk kilo vermek diyet ve egzersiz yapan ve “biggest loser” adında bir televizyon şovunda katılmış kişiler karşılaştırılır. 

 

Bypass ameliyatı geçirenlerin metabolizmalarının bir yıl içinde normalleştiğini görüldü.

 

Televizyon şovunda yarışan yarışmacıların ise metabolizmalarının yavaşladığını bu şekilde kilolarını verdikten altı yıl sonra verdiklerini ortalama çoğunu geri almışlar.

 

Araştırmacılar bunun ameliyatın tüm vücudu ve vücudun kendini hangi ağırlıkda zannettiğini sıfırladığından şüpheleniyor. Bir kişi kilo aldığında ve bu ağırlığı uzun tutarsa vücut yeni ve daha büyük boyutuna alışır.

 

Bir kişi kilo verdiğinde vücut hep alıştığı noktaya ulaşmaya çalışır bir miktar ince hormon seviyelerine değişikliklerle iştahı arttırır ve metabolizmayı yavaşlatıyor sizi istediği kiloya ulaştırır.

 

Şaşırtıcı bir şekilde ameliyat set noktasını düşürüyor ve hatta vücudun bulunduğu kiloyu koruma arzusunu zayıflatıyor gibi görünüyor. Ve buda kilolardan uzak durmayı biraz daha kolaylaştırır.

 

Tüm kilo verme ameliyatları aynı derecede etkili değildir. Mide kelepçesi ameliyatı doğru bir kilo verme ameliyatı değildir.

 

Dünyadaki en yaygın üçüncü kilo verme prosedürü olan mide kelepçesi ancak son yıllarda kayda değer ölçüde düştü yaşamıştır. 

 

Şu anda kilo verme ameliyatlarının sadece %5'ini oluşturuyor. 

 

Aslında sorun ameliyatın diğer ameliyatlar kadar etkili olmaması ve birçok komplikasyona sebebiyet vermesinden dolayı daha fazla ameliyata yol açmasıdır.

 

mide kelepçe işlemi midede küçük bir kese oluşturmak için midenin üst kısmına şişirilebilir bir bant yerleştirilerek gerçekleşir. Mide kelepçesi operasyonu 2001 yılında Gıda ve İlaç İdaresi tarafından ilk kez onaylandığında, hastanın emriyle ayarlanabilecek veya çıkarılabilecek kilo verme cerrahisi gibi görünüyordu.

 

Mide kelepçesini popüler kılan şey gastrik bypass ve tüp mide operasyonlarının aksine mideyi veya bağırsakları kalıcı olarak değiştirmemesi ve sadece cihazın çıkarılmasıyla tersine çevrilebilir olmasıydı.

 

Ancak uzun vadeli veriler mide kelepçesi takanların verdikleri kilo bypass veya tüp mide ameliyatı olanların verdikleri kilolarının ortalama yarısını oluşturduğunu göstermektedir. 

 

Net olmak gerekirse bir kişinin vücut ağırlığının %10'unu kaybetmek bile kilolu birisi için doğru yolda bir gelişmedir.

 

Ancak diğer kilo verme ameliyatlarından çok daha az bir gelişmedir. 

 

Mide kelepçesinin de aslında ilk bakışta göründüğünden daha riskli olduğu ortaya çıktı ve genellikle ardından ek ameliyatlar gerekiyordu.

 

Bu konuda yapılmış en iyi araştırmalar Michigan Üniversitesi’nden araştırmacılarının yaptığı JAMA dergisinde yayınlanan araştırmalardır. 

 

Mide kelepçesini taktırdıktan sonra ne tarz problemler gerçekleştiğini görmek için 16 yıllık Medicare verilerini araştırmışlar.

 

JAMA’da yayınlanan veriler 25.000 mide kelepçesi hastasının %20'sinde ek ameliyata ihtiyaç duyulduğu görüldü. Bu gastrik bypass ve tüp mide ameliyatları için %3 ila %9'luk oranı oluşturur.

 

Araştırmacılar, mide kelepçesinin başarısız olma sebebini sadece mide boyutunu kısıtlamasının aksine hormonal ve metabolik bir etkisinin olmamasına bağlamaktadır.

 

Bypass veya tüp mide ameliyatı geçiren insanlar kısa bir sürede ortalama vücut ağırlıklarının üçte birini kaybediyor.

 

Hem tüp mide hem de bypass ameliyatı geçiren gençlerin veya yetişkinlerin uzun vadeli çalışmalarında, araştırmacılar insanların ortalama vücut ağırlığının üçte birini kaybettiğini ve çoğunun bu kaybettikleri kiloları koruduklarını bulmuşlar.

 

Bu yüzden eğer birisi 140 kilo olarak ameliyata girerse, bir yıl sonra muhtemelen yaklaşık 90 kilo olacaktır. Ancak tüm ameliyatlar eşit değildir.

 

Mide kelepçesi, tüp mide veya bypasstan önemli ölçüde daha az etkilidir.

 

JAMA cerrahi dergisinde yayınlanan son bir araştırmada araştırmacılar yedi yıl boyunca 1.000 yetişkini izlemişler.

 

Bypass ameliyatı olanların orijinal vücut ağırlığının %28'ini kaybettiğini ardından 3 ila 7 yıl arasındaki verdikleri kiloların ortalama %4'ünü geri aldıklarını buldu. 

Mide kelepçesi takanlar yedi yıl içinde orijinal vücut ağırlığının sadece %15'ini kaybettiler.

 

Başka bir 2016 JAMA çalışmasında , kilo verme ameliyatı geçirmiş askerler dört yıllık kilo değişimine bakıldığında bypass ameliyatı olanların orijinal vücut ağırlığının %27'sini, tüp mide ameliyatı olanların orjinal vücut ağırlıklarının %17 ve mide kelepçesi takanların %10 verdiklerini kaydetmiş.

 

2015'ten bir başka bir araştırma aynı eğilimi buldu. mide kelepçesi takanların kilo verme söz konusu olduğunda en kötü durumda olduklarını ve gastrik bypass hastalarını en iyi durumda olduklarını söyledi.

 

Bariatrik cerrahi geçirecek ergenlerdeki verilerde benzer gözüküyor. New England Tıp Dergisinin 2016 çalışmasında araştırmacılar gastrik bypass ameliyatı ve tüp mide olan 242 ergeni izledi. 

 

Üç yıl sonra tüp mide ameliyatı olanlar orijinal vücut ağırlığının %26'sını kaybetti, bypass hastaları ise %28 kaybetti. 

 

Geçtiğimiz perşembe günü NEJM'de yayınlanan yeni bir bildiride araştırmacılar, gastrik bypass ameliyatlarından beş yıl sonra 161 genç ve 396 yetişkinin sağlık sonuçlarını karşılaştırdı. Her iki grup da orijinal vücut ağırlıklarının üçte birini kaybettiğini kaydettiler.

 

Başka 2017 Lancet çalışması gastrik bypass olan 58 Amerikan genci sekiz yıl boyunca izledi. Yine gençler, vücut ağırlığının ortalama %30'unu kaybetti. Bu beş yıl boyunca gastrik bypass geçirmiş olan 81 genci izleyen İsveç'teki başka bir çalışmada benzer bir bulgu kaydetti. Ameliyat öncesi vücut ağırlıklarının %28'ini kaybettiler.

 

Dolayısıyla elimizdeki veriler ameliyatın ortalama olarak hem güvenli hem de etkili olabileceğini öne sürüyor. Ancak halen kullanılan verilerin, özellikle on yıl veya daha uzun bir süre sonra insanlar üzerindeki uzun vadeli etkilerini öğrenmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

 

Kimsenin nedeni bilmediği bir şekilde insanlar ameliyattan sonra verdikleri kilolar arasında değişiklikler var.

 

Her sağlık müdahalesinde olduğu gibi, kilo verme ameliyatı konusunda da bazı büyük uyarılar var. Birincisi vücudunuzun bu ameliyata nasıl yanıt vereceği konusunda gerçek bir değişkenlik olmasıdır.

 

2018 JAMA Cerrahisi bypass sonrası ortalama kilo vermenin yaklaşık %30'du ve çalışma katılımcılarının çoğu, bir bypass ameliyatından yedi yıl sonra vücut ağırlığının %20 ila %30'unu kaybetti ve verdiği kiloları koruduğunu buldu. 

 

Ancak aykırı değerlerde vardı. Örneğin katılımcıların %5'i, orijinal vücut ağırlığının %10'u kadar kilo verdiler, %13'ü ise orijinal ağırlıklarının %45'ini kaybetti.

 

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası

 

Araştırmacılar ameliyattan önce, kimin başarılı olacağını kimin başarısız olacağını söyleyemezken, ameliyat sonrası kilo değişimini etkileyen değişkenler arasında sağlıklı beslenme alışkanlıklarına sahip insanların en fazla kilo verdiklerini bulmuşlardır. Yani sadece insanlara yardım eden ameliyat değildi; onların diyetinde de destek oldu.

 

 

Tüp mide uzmanı ve bu ameliyatı olmuş Anita Courcoulas, “Herkesin ne kadar kilo vereceği ve ne kadar zaman içinde bu kiloları verdikleri oldukça farklılık göstermektedir” dedi.

 

En iyi sonuçları almak için farklı sebeplerden dolayı obez olan kişilere farklı şekilde davranılması gerekir. 

 

İnsanlara homojen bir grupmuş gibi davranmak yerine obezitenin kaynağını bilip ona göre ayırmak en mantıklı yoldur” diyor.

 

Zayıflama cerrahisinin sağlığınıza yararlarından bir diğeri de, zayıflayacağınız için tip 2 diyabeti adeta vücudunuz kendisi tedavi edecek ve sizi şeker hastalığından kurtaracaktır.

 

Karşılaştırıldığında ameliyat olmayan obez yetişkinlere nazaran kilo verme ameliyatı olan obez yetişkinler daha uzun yaşıyorlar, kanser riskleri çok daha az, tansiyonları düzeliyor ve tip 2 diyabetten önemli ölçüde kurtuluyorlar.

 

JAMA Cerrahi dergisinin bir çalışmasında zayıflama ameliyatlarının en büyük etkisini aslında kalıcı olması olduğunu düşünüyoruz kiloları vermek bir mesele verdiğiniz kiloları koruyabilmeniz çok daha farklı bir durumdur.

 

Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından finanse edilen zayıflama ameliyatı araştırması yedi yıl boyunca ameliyat olan hastaların %80'inden fazlasını izlemiş.

 

Ve tüm obez yetişkinlerin diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol gibi hastalıklarının neredeyse hepsinin ameliyattan yedi yıl sonra çok azaldığını buldular. 

 

Tip 2 diyabet hastalarının %60’ı yedi yıl kan şekeri seviyeleri normalleşmiş ve ilaç kullanmalarına gerek kalmaz hale gelmişti.

 

En yeni yapılan NEJM çalışmasında gençlerin bu faydaları daha da fazla görebileceğini öne sürüyor diyabetlerinde iyileşme ve yüksek tansiyon oranlarını yetişkinlerden daha hızlı bir şekilde iyileşme olasılığı oldukça yüksek.

 

Tabi ki her ameliyatta olduğu gibi bu ameliyattada komplikasyonlar olabilir ve ancak bu komplikasyonlar oldukça nadirdir.

 

Bugünün kilo verme cerrahi teknikleri eskisinden çok daha güvenli safra kesesi ameliyatı gibi diğer karın ameliyatlarına benzer düşük bir komplikasyon oranı var. 

 

Bu tarz operasyonlar hala potansiyel %0,3 ölüm riski ve diğer riskleri taşıyor.

 

Bariatrik cerrahi hastalarının karşılaştığı en yaygın uzun vadeli sorun beslenme yetersizliğidir. Ameliyatlar vücudun besinleri emme yeteneğini engelleyeceği için çoğu insan demir, B12, kalsiyum, folat ve tiamin eksikliklerini gıdalardan karşılayamaz hale gelir. 

 

Bu nedenle tüp mide ameliyatı olanların ihtiyaç duydukları vitaminleri aldıklarından ve sonuç olarak başka sağlık sorunları geliştirmediklerinden emin olmak için yaşamlarının geri kalanında yakından izlenmesi gerekir.


Tüp Mide Ameliyatının Yan Etkileri Nelerdir?


Tüp mide ameliyatı her cerrahi operasyonda olduğu gibi bazı yan etkileri oluşmasına neden olabilir. Cerrahınızla ameliyat sonrası sizi nelerin beklediği konusunda yapılacak ayrıntılı bir görüşme ameliyatın başarısı için hayati öneme sahiptir.

Ameliyatın kendisiyle ilişkili ve genel anestezi altında bulunan riskler şunlardır:

  • Sizi uyutmak için kullanılan ilaçlara alerjik reaksiyonlar verebilirsiniz. (Ameliyat için)
  • Nefes alma zorluğu
  • Kan kaybı
  • Akciğerlere sıçrayabilecek kan pıhtıları
  • Ameliyat sırasında inme veya kalp krizi (nadir olmasına rağmen, bu bir ihtimal)
  • Enfeksiyon veya sepsis

Ameliyat sonrası, aşağıdakileri içeren cerrahi riskleri en aza indirmek için cerrahınızla birlikte çalışmalısınız:

  • Mide tahrişi
  • Mide hasarı
  • Sinir hasarı
  • Mide zımbalama bölgesinde sızıntı
  • Yemeğin midenizde nasıl hareket ettiğini etkileyebilecek yara izi
  • Çok yemek yeme sonrası kusma ve ağrılar

Cerrahi sonrası herhangi bir komplikasyon yaşamadığınız sürece, tüp mide ameliyatı üzerinden iki gün geçtikten sonra taburcu olabilirsiniz.

Tüp Mide Ameliyatı Olan Hastaların Beklentileri


Bugün bir kilo verme ameliyatı seçtiğinizi düşünün, ameliyatı seçerken hangi kriterlere bakarsınız.

Obeziteye sahip kişilerin, kendileri için en iyi olan yaklaşımı ararken göz önünde bulundurmaları gereken çok sayıda seçenek vardır.

JAMA Surgery tüp mide ameliyatı olan hastalar ile yaptığı anket çalışmasında insanların tüp mide ameliyatını seçerken hangi kriterleri baz aldığını ortaya koydu.

Bu anket çalışması, araştırmacıların bariatrik cerrahi hastaları için hangi yönlerinin değerli olduğunu öğrenmelerine yardımcı olmuştur.


Çalışmaya katılan erkekler kadınlara kıyasla daha çok kilo verme ameliyatını tercih etmelerinin sebepleri arasında şeker, tansiyon ve yüksek kolesterol için ilaç kullanmaktan kurtulma olarak beyan etmişlerdir.

İnsanların tercihlerini yaparken ceplerinden çıkan paraya da çok dikkat etiklerini gösteriyor. Uzmanlar maliyetler ve sağlık arasında tercih yapmanın insanlara daha iyi anlatılması gerektiğini aktarıyor. Ayrıca insanların sağlıklarına kavuşmaları için daha çok destek verilmesi gerektiğini aktarıyor.

Mide Ameliyatı Olan Kişilerin Görüşleri 


Mide ameliyatı olmuş insanların cerrahi işlem sonrası yaşadıkları zorlukları ve beklentilerini içeren 7 maddelik listeyi sizin için hazırladık.

İşte mide ameliyatı yapmadan önce bilmeniz gereken 7 şey:

  1- Çok fazla yediğinizde hissedeceğiniz ağrılar: Mide ameliyatı geçirmiş çoğu insan bu ağrılar konusunda söylenenlere pek inanmadığını aktarıyor. Taki başlarına gelene kadar. Bazı hastalar bu ağrıların gerçekten çok şiddetli olduğunu söylüyor.

  2- Fiziksel açlık duygusunu özlemek: Yine cerrahi işlem sonrası çoğu insan fiziksel olarak artık açlık hissi duymadıklarını söylüyor. Sıklıkla bu hissi özlediğini söyleyen hastalar var. İnsanlar mental olarak aç olduklarının farkında iken fiziksel bir açlık duymadıklarını söylüyor.
 
  3- Ameliyat sonrası iyileşme: Çoğu insan ameliyat sonrası ilk birkaç günün çok zorlu geçtiğini aktarıyor. Bu aşamanın bu kadar zorlu geçeceğini beklemeyen insanların oranı epey fazla.

  4- Çok fazla şekerli gıda tüketildiğinde hasta gibi hissetme: Yine birçok insan ameliyat sonrası fazla şekerli gıda tükettiğinde kendini hasta gibi hissettiğini aktarıyor. Evet fazla şeker tüketmek kesinlikle önerilmez ama ara sıra kaçamak yapanlar kendini hasta hissediyor.

  5- Tabaktaki yemeği bitirememek: İlginç ama çoğu insan bir lokanta veya misafirliğe gittiğinde tabaklarına konulan yiyeceği bitiremediklerinde kendilerini kötü hissettiklerini aktarıyor. Özellikle bizim gibi bir toplumda özellikle misafirliğe gidildiğinde bu problem olacaktır. Bazı insanlar acı sonrası bir daha böyle bir içeceği içmeye cesaret edemediğini aktarıyor.

  6- Gazlı içeceklerin verdiği acı hissi: Evet yine çoğu insan ameliyat sonrası içtikleri kola veya soda gibi gazlı içeceklerin verdiği acıdan bahsediyor. Bu içecekleri kimse önermiyor ama yinede ara sıra tadına bakmak insanı mutlu edebiliyor. Ancak eğer mide ameliyatı geçirdiyseniz bu içecekler size epey bir ağrı verecektir.

  7- İlk haftadaki kısıtlama ve yemek yeme arzusu: Ameliyat sonrası ilk hafta sadece sıvı tüketimine izin verildiği için bu süreçte insanlar çok zorlandıklarını ve çok sinirli olduklarını aktarıyor. Çoğu insan bu sürecin bu kadar zorlu geçmesini beklemediğini aktarıyor.

Bizden şimdilik bu kadar. Eğer sizde böyle bir cerrahi işlem geçirdiyseniz lütfen düşüncelerinizi ve yaşadığınız zorlukları yorum kısmında bizimle paylaşın. Sağlıkla kalın.


Görüşünüzü Paylaşın
Ziyaretçi Görüşleri

Bu yazı hakkında henüz bir yorum yapılmadı.

Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.

Soru ve görüşleriniz bizim için değerledir. Sorun ve görüşlerinizi iletmenizden memnuniyet duyarız.

Diyetisyen Misin?

Kategoriler

Instagram Akışı