Böbrek Yetmezliği Belirtileri ve Obezite

Böbrek Yetmezliği Belirtileri ve Obezite
Böbrek yetmezliği belirtileri ve obezitenin birbiri ile ne kadar ilişikli olduğunu öğrendiğinizde siz de etkilenecek ve sağlığınız için önlem almaya başlayacaksınız.
Bu sayfadaki linklere tıklayıp gezinirseniz biz de bir şeyler kazanabiliriz. Destekleriniz için Teşekkür ederiz. 

 

Yapılan araştırmalara göre geçtiğimiz on yılda obeziteden kaynaklanan böbrek yetmezliği on kat arttı. Önceden sadece genetik olan bu hastalığın şu an sadece % 7'ye yakın bir kısmı genetik nedenlerden kaynaklı. Kalan % 93’lük kısımını beslenme ve yaşam biçimimiz belirliyor. Bunun yanında obezitenin böbrek taşı riskini de ciddi derece arttırdığı ve buradan böbrek kanserine kadar gidebileceği azımsanamaz bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

 

Bu sene dünya böbrek gününün konusu obezitenin zararları ve size neler yapabileceğidir. Bunları bir kenara bırakıp sağlıklı bir hayat için neler tüketmeliyiz? Sağlıklı bir böbrek için ne kadar su içmeliyiz? Uygun fiyata nasıl sağlıklı beslenebiliriz? Tüm bu soruların cevabı için yazımızı okumaya devam edin.

 

Böbrek Yetmezliği ve Obezite

 


2014'te dünyadaki obez sayısı 600 milyondan fazla, bunun yanında 2014'te dünyada 850 milyon açlık sınırında yaşayan insan var.  Bunu modern dünyanın bize verdiği bir trajedi olarak yorumlayabiliriz. 

 

Peki, obezite bize ne veriyor? Şöyle anlatalım, obezitenin verdikleri kronik böbrek yetmezliği, diyabet, yüksek tansiyon gibi hastalıklar ki devam etmeden söylemek istiyorum, obezite kronik böbrek hastalığıyla direkt olarak bağlantılıdır. Gelin şimdi nasıl direkt olarak bağlantılı olduğunu düşünelim. Şöyle ki insanın kilosu arttığında tüm hücrelere kan göndermek isteyen kalp daha güçlü atmaya başlıyor. Daha güçlü atması kalbi yoruyor (kalp hastalıkları) güçlü akan kan (yüksek tansiyon) damarlardan vücudu dolaşan kan tüm hızıyla böbreklere gidiyor. Şöyle düşünün böbrek bir et parçası, vücudumuzda ki kanı temizlemek için yaratılmış ve içinde bir çok oda var. Küçük odalara basınçlı kanın hızlıca dolduğunu ve o hızla boşaldığını hayal edelim. Bunun günde ortalama 150 defa olduğunu da düşünelim. Böbrek yetmezliği demek böbreğin gelen kan basıncında parçalanması ve kullanılmaz hale gelmesi demektir.

 

Tahmin edeceğiniz üzere obezite hem dış etkenlerle hem de iç etkenlerle engellenebilir bir rahatsızlıktır. Obeziteyi engelleyecek dış etkenlere kek yerken elinize vurup keki alan annenizi, iç etkenlere o keki yemesem aslında daha iyi olur fikrinizi örnek verebiliriz. Eğer sağlıklı olmak istiyorsanız hayatınızda iki değişiklik yapmanızı istiyoruz. Bunlar düzgün beslenme ve egzersiz. Haşlanmış tek bir yumurta düzgün beslenmeye örnek olabilir. O yumurtayı buzdolabından almaktansa uzaktaki bir markete yürüyerek gitmek de egzersiz sayılabilir. Kendinize bir hedef koyun ve o hedefe sahip çıkın. Kendinizi ve sevdiklerinizi bu hastalıktan koruyun.


Obezitenin Sağlığınız Üzerindeki Etkisi Çok Ağır

 

Geçtiğimiz son 30 yılda obez ve kilolu insan sayısı dünyada inanılmaz derecede arttı. Kilolu ne demek? Obez ne demek? Kime göre kilolu? Bu sorulara matematiksel olarak cevap vermek gerekirse kilo boy oranı 25 den fazla ise kilolu, 30’dan fazla ise obez kategorisine giriyorsunuz. Pratik olaraksa ayağa kalktığınızda eğilmeden ayaklarınızı göremiyorsanız kilolu, ne kadar eğilseniz de ayaklarınızı göremiyorsanız obez kategorisine giriyorsunuz. Her 5 kişiden biri üstte bahsettiğim hastalıklarla birlikte ölüme doğru koşuyor. Obeziteyle ilgili önemli problemlerden biri de çocukları da etkiliyor olması. Çocuklarda obezite oranı yetişkinlere nazaran iyi durumda olarak gözükebilir. Bu istatistikler sizi yanılmasın. Küçük yaşta obezite göz rahatsızlığı, iç enfeksiyonlar, tip 2 diyabet gibi büyük yaşta bile istenilmeyen hastalıkları küçük yaştaki çocuklarımızın küçük hayatlarına dahil ediyor, küçük masum bir dondurmayla. 

 

Kronik Böbrek Hastalıkları ve Obezite Bağlantısı

 

Büyük nüfuslar üzerinde yapılan çalışmaların bize gösterdiği gelişme, obezite arttıkça, kronik böbrek hastalıkları da artıyor. Buna gelişmiş ülke problemi diyebiliriz. Bu ülkelerin başını hiç tahmin edemeyeceğimiz bir şekilde Mısır çekerken iki numarayı Amerika Birleşik Devletleri alıyor. Üçüncü sırayı Suudi Arabistan kapıyor. Fark ettiğiniz üzere ilk üçten ikisi Müslüman ülkeler sizce bunu neye borçluyuz? Bence bunu pilava borçluyuz. Geçen gün dünyanın en meşhur gurmelerinden biri olan Mark Wiens'in programını izlerken Çin'deki yemekleri bizimle paylaşıyordu. Çin'nin geleneksel yemeklerini anlatıp bitirdikten sonra oradaki Müslüman mahallesine doğru yol aldı. Müslüman mahallesinde onun önüne ilk konan yemek her Müslümanın çok sevdiği "etli pilav". Mark Wiens'in bu yemeğe yorumu şöyleydi. "Bu yemeği sadece sporcular veya atletler yiyordur.” herhalde. 

 

Neden böyle dedi? 

 

Ben eminim tahmin edebiliyorsunuzdur.

 

Hem yağlı hem nişasta olmasından mütevellit pilavın çoğu şekerdir. Bu da demek oluyor ki pilavı daha az tüketmemiz gereklidir. Fazla tüketmeniz sizi obez olma yolunda ilerletecektir. 

 

Konumuza dönecek olursak geçtiğimiz yıllarda 30.239 kişi üzerinde yapılan REGARDS çalışmasından çıkan sonuçlar, göbek çevresi veya kilo boy oranı arttıkça böbrek taşı oluşma ihtimalinin de aynı hızla arttığını göstermiştir.

 

Bir başka çalışma olarak Kaiser Permanente Northern California çalışmasını örnek gösterebiliriz. Bu çalışmada 320.252 kişi üzerinde yapılmış doğru okuyorsunuz tam 320.252 kişi üzerinde çalışılmış ve bu çalışma hem kronik böbrek hastaları hem de gayet sağlıklı insanların uzun dönemde takibine dayanıyor. Bu çalışmanın sonucunda kilo boy oranının artması tansiyonun yükselmesine sebep olmuş. Yükselen tansiyon da kronik böbrek hastalığına ve bazı durumlarda vücuttaki böbreği çalışmaz duruma getirmeye neden olmuş.

 

Amerika’da Nation-wide US askerler üzerinde yapılan ve araştırma kodu cohort19 olan bu araştırmaya ise tam 453.946 asker katılmış. Bu askerlerin hepsi sağlıklı askerler. Bu askerlerin önce eGFH'leri ölçüldü “Glomerüler Filtrasyon Hızı” böbreklerin ne kadar hızlı çalıştığını ve böbrekteki hastalığın hangi evrede olduğunu anlamak üzere bulunmuş bir test. Aslında, bir dakikada glomerüllerden ne kadar kan geçtiğini hesaplar. Uzun dönemde kilo alan askerlerin böbrek hızları ve kilolarıyla, sabit kalan askerlerin böbrek hızları arasındaki dramatik değişim şok etkisi yaratmış. Şöyle ki bu çalışma sayesinde, sadece obezitenin değil fazla kilolu olmanın da böbrekler için ciddi derecede zararlı ve dikkat edilmesi gereken ciddi bir mesele olduğu kesinleşmiş oldu. Daha bu araştırmalar gibi bir çok araştırma toplamda 5.605.627 kişi üzerinde yapılmış ve hepsinin verdiği tek bir cevap var kilo artışı, obezite direkt olarak böbrek kaybıyla ve böbrek rahatsızlığıyla bağlantılı.

 

Obezitenin Yol Açtığı Sağlık Problemleri, Obezitenin Oluşturduğu Zararların Altında Yatan Mekanizmalar

 

Obezitenin vücudumuzda çok kompleks ve tüm vücuda hakim olan zararları var. Bu zararların en kötülerinden birini böbreklerimizde görebiliriz. Obezitenin hangi mekanizmasının böbrekleri kapattığı çok net olmasa da, kapattığı gerçeği çok net. Bunların yanında çoğu obez kronik böbrek hastası olmuyor ve obez insanların % 25'i metabolik olarak sağlıklı diyebileceğimiz bir kategoride. Tıpta buna saat bombası deniliyor. Saat bombası da duruyor duruyor duruyor. Çok sakin bir şekilde duruyor, vakti gelene kadar. Çünkü yazımızın başında da anlattığımız gibi bu vücudunuzdaki hücrelerin hepsine kan gitmek zorunda. Hepsine giden kan böbrekten geçmek zorunda, tüm vücudunuzdan gelen kan küçük bir çocuğun iki yumruğu kadar olan bir organda temizleniyor. İş arttıkça güçlükte artıyor. Bu öyle inanılmaz bir şey ki adeta domino taşları gibi, siz o ekmek arası sucuğu ağzınıza götürüyorsunuz, sizin o büyüyen göbeğinize kan ulaştırmak için vücut tüm gücüyle kan basıncını arttırıyor, artan kan basıncı demek tansiyon artıyor demek, artan tansiyon hem böbreklere hem de adipose bezine zarar veriyor ve vücudun leptin üreten bezi olan adipose zarar gördüğünden siz sadece hormonlarınız istediği için o kadar yiyorsunuz. Adipose bezi doğru çalışmadığından tokluk hissiniz olmuyor.

 

 

Resimde gördüğünüz obeziteye bağlı zarar görmüş böbrek hücreleri.

 

Gördüğünüz gibi bu zarar görmüş böbreklerin temizleyemediği üre de düşük ph ve yüksek oksit bulunur. Obeziteye bağlı böbrek rahatsızlıkları bu şekilde basit bir idrar testinden dahi öğrenilebilir.

 

Obezite ve Böbrek Hastalığına Nasıl Engel Olacağız? Hayatımızı Nasıl Kurtaracağız?

 

Diyet Diyet Diyet. Obezite ile bir geçmişiniz var ise ve böbrek rahatsızlığı semptomlarıyla yeni karşılaşıyorsanız size proteinle ve bol lifli ürünler tüketmenizi tavsiye ederim. Günde 1-2 litre su içmeye dikkat edin. Sakın 6 litre suyu aynı anda içmeyi denemeyin, bu böbreklerinize ciddi bir darbe olacaktır. Bu kadar su her şeyin düzelmesini beklerken bir anda sistemin alt üst olmasına neden olabilir. Böbrek taşınız olduğundan şüpheleniyorsanız, doktorunuza başvurabilirsiniz. Çok teknolojik yüksek frekanslı ses dalgaları yardımıyla taşa odaklanır ve isterse masa tenisi topu kadar büyük olsun ses dalgalarıyla 5-6 seansta tüm taşlar küçük parçalar halinde sizin sindirim sisteminizin son kısmından akar. Çok kolay bir süreç olmasa da uzun dönemde sizi rahatlatacağından emin olabilirsiniz.

 

Böbrek kanserinin arkasındaki mekanizmaya geldi sıra ve bunun arkasında hiç beklemediğimiz bir karakter yatıyor. Obez insanların vücudundaki insülin direncinin normal insanlara nazaran daha az karakterize olduğunu söyleyebiliriz. Bunun getirdiği kronik hyperinsülinemia yani kanda çok fazla insülin bulunması, sürekli vücudun insülin üretmeye devam edip şekerleri hücrelere sokmaya çalışması gerçekten çok büyük sıkıntı. Neden bu kadar insülin üretiyor vücudumuz? Basit açıklaması şu, çünkü hücrelerin şeker kapılarını yağ tıkamış durumda, hücreler şeker yok diye vücuda sinyal gönderiyor. Vücudunuz da hücreye şeker sokmak için insülin üretiyor. İnsülini hücreye şeker sokan bir anahtar olarak düşünebilirsiniz. Hücre zorlandıkça vücuda sinyal gönderiyor vücut da üretmek zorunda, çünkü hücrelerin hayatta kalması için bu şekere ihtiyacı var. Bu aşırı üretim sonucunda bu artan insülin sadece gitmesi gereken yere gitmiyor. Tüm vücuda gidiyor ve beslenmiş doymuş şeker istemeyen hücreler bir anda daha çok yemeğe başlıyorlar. Yedikçe yiyorlar yemek zorundalar çünkü şekerler kandaki bol buldukları insülinle hücreye giriyorlar. Büyüyen hücreler içimizde bir nevi obez olup hasta oluyorlar buna da tıp dilinde kanser diyoruz.

 

Böbrek hastalarının severek ve zarar görmeden yiyebileceği besinleri merak ediyorsanız blog yazımızı okumaya devam edebilirsiniz (Oku).

 

Sağlıklı bir bedene ulaşmak istiyorsanız, çeşitli zayıflama kürleriyle zayıflamayı beklemek yerine sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmakla başlayabilirsiniz. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye adım atmak için online diyetisyenler tarafından sizin için hazırlanmış online diyet imkanlarından faydalanabilirsiniz. Şimdi zayıflamaya başlamak için online diyetisyenler tarafından sizin için hazırlanmış online diyet satın alabilirsiniz. (Tıkla ve Zayıflamaya Başla!)

 

Görüşünüzü Paylaşın
Ziyaretçi Görüşleri

Bu yazı hakkında henüz bir yorum yapılmadı.

Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.

Soru ve görüşleriniz bizim için değerledir. Sorun ve görüşlerinizi iletmenizden memnuniyet duyarız.

Benzer Yazılar

Diyetisyen Misin?

Kategoriler