Böbrek Yetmezliği Belirtileri ve Obezite

Böbrek Yetmezliği Belirtileri ve Obezite
Böbrek yetmezliği belirtileri ve obezite'nin bir biri ile ne kadar ilişikli olduğunu olduğunu öğrendiğinizde sizde etkilenecek ve sağlığınız için önlem almaya başlayacaksınız.

Özet

Obezite tüm dünya'da büyük bir sorun olmaya başladı. Bunun yanında bilim adamlarının yaptıkları son tahminlere göre önümüzdeki on yılda obezite rakamları %40 artış gösterecek. Bu artışın beraberinde getireceği hastalıklardan tahmin edeceğiniz üzere ilki Diyabet ardından her türlü kalp krizi ve kalp hastalıkları ve tahmin edeceğiniz üzere böbrek yetmezliği. Bunu şöyle düşünebilirsiniz tüm hücrelerinize giden kan böbreklerinizde temizleniyor ve hücreleriniz arttıkça bu hücrelere gitmesi gereken kan da artıyor. Kanı tüm vücuda ulaştırmak için basınç da artıyor ve bunun bizlere getirdiği rahatsızlığın ismi böbrek yetmezliği. Hastalığın sebebi isminde var, yetmiyor o iki küçük böbrek senin vücuduna. Vücut çok acımasız ve çok adil bir yer, kanı kalp her hücreye eşit olarak dağıtmaya çalışıyor ve önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi vücut büyüdükçe o kanı ulaştırmak da güçleşiyor.

 

Yapılan araştırmalara göre geçtiğimiz on yılda obeziteden kaynaklanan böbrek yetmezliği on kat arttı. Önceden sadece genetik olan bu hastalığın şu an sadece %7'e yakın bir kısmı genetik nedenlerden kaynaklı. Kalan %93’lük kısımını beslenme ve yaşam biçimimiz belirliyor. Hasta amcalarımız hastalıklarını baklavalarına  (karın kası olan baklava değil güllüoğlu baklavaları) borçlular diyebiliriz. Bunun yanında obezitenin böbrek taşı riskini de ciddi derece arttırdığı ve buradan böbrek kanserine kadar gidebileceği azımsanamaz bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

 

Bu sene dünya Böbrek gününün konusu obezitenin zararları ve size neler yapabileceği. Bir parça ekmek arası mıhlamanın sizi nasıl yavaş yavaş öldüreceğini anlatmaya çalışacağız. Bunları bir kenara bırakıp sağlıklı bir hayat için neler tüketmeliyiz sağlıklı bir böbrek için ne kadar su içmeliyiz ve uygun fiyata nasıl sağlıklı beslenebiliriz bunu araştırdık şimdi bu yazımızda size bu bilgileri vereceğiz.

 

Giriş  

2014'te dünyadaki obez sayısı 600 milyondan fazla, bunun yanında 2014'te dünyada 850 milyon açlık sınırında yaşayan insan varmış. 600 milyon kişi 850 milyon kişinin yemeğini yiyor gibi bir sonuca varmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Güldüğüme bakmayın. Kesinlikle komik değil. Komik değil gerçekler komik değildir. Bunu modern dünyanın bize verdiği bir trajedi olarak yorumlayabiliriz. 

 

Peki, obezite bize ne veriyor? Şöyle anlatayım obezitenin verdikleri Kronik Böbrek yetmezliği (böbrek yetmezliğine nazaran daha zor geçeni bu), Diyabet, yüksek tansiyon gibi hastalılar ki devam etmeden söylemek istiyorum. Obezite kronik böbrek hastalığıyla direk olarak bağlantılı. Gelin şimdi nasıl direk olarak bağlantılı olduğunu düşünelim her zamanki gibi size açık ve net olacağımdan emin olabilirsiniz. Şöyle ki insanın kilosu arttığında tüm hücrelere kan göndermek isteyen kalp daha güçlü atmaya başlıyor daha güçlü atması kalbi yoruyor (Kalp hastalıkları) güçlü akan kan (yüksek tansiyon) damarlardan vücudu dolaşan kan tüm hızıyla böbreklere gidiyor. Şöyle düşünün böbrek bir et parçası Allah cc onu vücudumuzda ki kanı temizlemek için yaratmış ve içinde bir çok oda var küçük küçük odalar ve o tatlı küçük güzel odalara basınçlı kanın hızlıca dolduğunu ve o hızla boşaldığını hayat etmenizi istiyorum. Bunun günde ortalama 150 defa olduğunu hayal etmenizi istiyorum. Böbrek yetmezliği demek böbreğin gelen kan basıncında parçalanması ve kullanılmaz hale gelmesi demek.

 

Bu kadar kötü haber ne kadar kirli ve moral bozucu konular bunlar. Aman Allah'ım gelin beraber daha güzel bir habere kulak asalım. Tahmin edeceğiniz üzere obezite hem dış etkenlerle hemde sizin içinizde iç etkenlerle engellenebilir bir rahatsızlık. obeziteyi engelleyecek dış etkenlere kek yerken elinize vurup keki alan annenizi, iç etkenlere o keki yemesem aslında daha iyi olur fikrinizi örnek verebiliriz. Eğer yakışıklı ve huzur içinde ölmek istiyorsanız. Hayatınızda iki değişiklik yapmanızı istiyoruz sizden bunlar Düzgün beslenme ve egzersiz. Peki bu kelimeleri hayatınızda nasıl kullanabilirsiniz? Nasıl yansıtabilirsiniz? kolye olarak mı? Peki dövme? Bir kolda Düzgün beslenme diğer kolda ekzersiz yazarsınız sonra egzersiz yapmadığınızda aslında egzersizin öyle yazılmadığını fark edersiniz ki bunların hiçbiri doğru cevap değildi. Doğru cevap, yumurta evet okuyorsunuz yumurta, bol tereyağlı tavada 5 yumurta değil. Sadece haşlanmış bir tane yumurtayı düzgün beslenmeye örnek olabilir. O yumurtayı buz dolabından almaktansa uzaktaki bir markete yürüyerek gitmek de egzersiz sayılabilir. Kendinize bir hedef koyun ve o hedefe sahip çıkın. Kendinizi ve sevdiklerinizi koruyun bu berbat hastalıklardan.

 

Çocuk ve Yetişkinlerdeki Obezitenin Toplum Üzerindeki Etkisi Çok Ağır

 

Geçtiğimiz son 30 yılda obez ve kilolu insan sayısı dünyada inanılmaz derecede arttı. Kilolu ne demek? Obez ne demek? Kime göre kilolu? Bu sorulara cevap matematiksel olarak kilo boy oranı 25 den fazla ise kilolu 30’dan fazla ise obez kategorisine giriyor. Pratik olaraksa ayağa kalktığınızda eğilmeden ayaklarınızı göremiyorsanız kilolu, ne kadar eğilseniz de ayaklarınızı göremiyorsanız obez kategorisine giriyorsunuz. 2014'te avrupa birliğinin dünya çapında ödemesini yaptığı bir araştırmada Türkiye'nin obezite oranının .9 olduğu açığa çıkmıştır. Her 5 kişiden biri üstte bahsettiğim hastalıklarla birlikte ölüme doğru koşuyor. Obeziteyle ilgili önemli problemlerden biri de çocukları da etkiliyor olması. Çocuklarda obezite oranı yetişkinlere nazaran iyi durumda olarak gözükebilir. Bu istatistikler sizi yanılmasın. Küçük yaşta obezite göz rahatsızlığı, iç enfeksiyonlar, tip 2 diyabet gibi büyük yaşta bile istenilmeyen hastalıkları küçük yaşta ki çocuklarımızın küçük hayatlarına dahil ediyor, küçük masum bir dondurmayla. 

 

Kronik Böbrek Hastalıklarının Obeziteyle Bağlantısı

 

Büyük nüfuslar üzerinde yapılan çalışmaların bize gösterdiği gelişme, obezite arttıkça, kronik böbrek hastalıkları da artıyor. Buna gelişmiş ülke problemi diyebiliriz. Bu ülkelerin başını hiç tahmin edemeyeceğimiz bir şekilde Mısır çekerken iki numarayı Amerika Birleşik Devletleri alıyor. Üçüncü sırayı Suudi Arabistan kapıyor. Fark ettiğiniz üzere ilk üçten ikisi Müslüman ülkeler sizce bunu neye borçluyuz? Bence bunu pilava borçluyuz. Geçen gün dünya'nın en meşhur gurmelerinden biri olan Mark Wiens'in programını izlerken çindeki yemekleri bizimle paylaşıyordu. Çin'nin geleneksel yemeklerini anlatıp bitirdikten sonra orada ki müslüman mahallesine doğru yol aldı. Müslüman mahallesinde onun önüne ilk konan yemek her Müslümanın çok sevdiği "etli pilav". Mark abimizin bu yemeğe yorumu şöyleydi. "Bu yemeği sadece sporcular veya atletler yiyordur.” Herhalde. 

 

Neden böyle dedi? 

 

Ben eminim tahmin edebiliyorsunuzdur.

 

Hem yağlı hem nişasta olmasından mütevellit pilavın çoğu şeker. Bu pilavı daha az tüketmemiz gerekli. Fazla tüketmeniz sizi obez olma yolunda ilerletecektir. 

 

Konumuza dönecek olursak geçtiğimiz yıllarda 30.239 kişi üzerinde yapılan REGARDS çalışmasından çıkan sonuçlar. Göbek çevresi veya kilo boy oranı arttıkça böbrek taşı oluşma ihtimalinde aynı hızla arttığı görülmüştür. 

 

Bir başka çalışma olarak Kaiser Permanente Northern California çalışmasını örnek gösterebiliriz. Bu çalışmada 320.252 kişi üzerinde yapılmış doğru okuyorsunuz tam 320.252 kişi üzerinde çalışılmış ve bu çalışma hem kronik böbrek hastaları hemde gayet sağlıklı insanların uzun dönemde takibi sonunda kilo boy oranının artması tansiyonu fırlatmış. Fırlayan tansiyonda kronik böbrek hastalığı ve bazı durumlarda bunu da direk atlayıp vücuttaki böbreği çalışmaz duruma getirmiş.

 

Amerika’da Nation-wide US askerler üzerinde yapılan ve araştırma kodu cohort19 olan bu araştırmaya ise tam 453.946 asker katılmış. Bu askerlerin hepsi sağlıklı fit zımba gibi askerler. Bu askerlerin önce eGFH'leri ölçüldü “Glomerüler Filtrasyon Hızı” böbreklerin ne kadar hızlı çalıştığını ve böbrekteki hastalığın hangi evrede olduğunu Anlamak üzere bulunmuş bir test. Aslında, bir dakikada glomerüllerden ne kadar kan geçtiğini hesaplar. Uzun dönemde kilo alan askerlerin böbrek hızları ve kiloları sabit kalan askerlerin böbrek hızları arasındaki dramatik değişimi gören herkesi şaşkına çevirdi. Şöyle ki sadece obezite değil fazla kilolu olmakta böbrekler için ciddi derecede zararlı ve dikkat edilmesi gereken ciddi bir mesele olduğunu kesinleştirdi. Daha bu araştırmalar gibi bir çok araştırma toplamda 5.605.627 kişi üzerinde yapılmış ve hepsinin verdiği tek bir cevap var kilo artışı, obezite direk olarak böbrek kaybıyla ve böbrek rahatsızlığıyla bağlantılı.

 

Obezitenin Oluşturduğu Zararların Altında Yatan Mekanizmalar

 

Obezitenin vücudumuzda çok kompleks ve tüm vücuda hakim olan berbat zararları var. Bu zararların en kötülerinden birini böbreklerimizde görebiliriz. Obezitenin hangi mekanizmasının böbrekleri kapattığı çok net olmasa da, kapattığı gerçeği çok net. Bunların yanında çoğu obez kronik böbrek hastası olmuyor ve obez insanların %25'i metabolik olarak sağlıklı diyebileceğimiz bir kategoride. Biz tıpta buna saat bombası diyoruz saat bombası da duruyor duruyor duruyor. Çok sakin bir şekilde duruyor. Vakti gelene kadar. Çünkü üst tarafta da anlattığımız gibi bu vücudunuz da ki hücrelerin hepsine kan gitmek zorunda. Hepsine giden kan böbrekten geçmek zorunda, tüm vücudunuzdan gelen kan küçük bir çocuğun iki yumruğu kadar olan bir organda temizleniyor. İş arttıkça güçlükte artıyor. Bu öyle inanılmaz bir şey ki adeta domino taşları gibi siz o ekmek arası sucuğu ağzınıza götürüyorsunuz. Sizin o büyüyen yeni göbeğe kan ulaştırmak için vücut tüm gücüyle kan basıncını arttırıyor. Artan kan basıncı demek tansiyon artıyor demek. Artan tansiyon hem böbreklere hemde adipose bezine zarar veriyor ve vücudun leptin üreten bezi olan adipose zarar gördüğünden siz sadece hormonlarınız istediği için o kadar yiyorsunuz adipose bezi doğru çalışmadığından tokluk hissiniz olmuyor.

 

 

Resimde gördüğünüz obeziteye bağlı zarar görmüş böbrek hücreleri.

 

Gördüğünüz gibi bu zarar görmüş böbreklerin temizleyemediği üre'de düşük ph ve yüksek oksit bulunur. Obeziteye bağlı böbrek rahatsızlıkları bu şekilde basit bir idrar testinden dahi öğrenilebilir.

 

Nasıl engel olacağız? Hayatımızı Nasıl Kurtaracağız?

 

Diyet Diyet Diyet. Obezite ile bir geçmişiniz var ise ve böbrek rahatsızlığı semptomlarıyla yeni karşılaşıyorsanız size proteinle ve bol fiberli ürünler tüketmenizi tavsiye ederim. günde 1-2 litre su içmeye dikkat edin vakit aralıklarıyla. Sakin 6 litre suyu aynı anda içmeyi denemeyin bu böbreklerinize ciddi bir darbe olacaktır. Bu kadar su her şeyin düzelmesini beklerken bir anda üstünüze kapaklanabilir. Bunun yanında işerken acı çekiyorsanız ve ucundan çıkarken yoğun bir şekilde çıkıyorsa tebrikler böbrek taşları oluşuyor vücudunuzda. Hiç Rahatsız olmanıza gerek yok bu yeni olduysa çok rahat önlenebilir bir rahatsızlık olması yanında uzun zamandır bu şekilde hissediyorsanız en yakındaki hastanede doktorunuza başvurabilirsiniz. Çok teknolojik yüksek frekanslı ses dalgaları  yardımıyla taşa odaklanır ve isterse masa tenisi topu kadar büyük olsun ses dalgalarıyla 5-6 seansta tüm taşlar küçük parçalar halinde sizin sindirim sisteminizin son kısmından kanalizasyona akar. Çok kolay olmaz özellikle son kısım tarafı ama uzun dönemde sizi rahatlatacağından emin olabilirsiniz.

 

Böbrek kanserinin arkasındaki mekanizmaya geldi sıra ve bunun arkasında hiç beklemediğimiz bir karakter yatıyor. Obez insanların vücudundaki insülin direncinin normal insanlara nazaran daha az karakterize olduğunu söyleyebiliriz. Bunun getirdiği kronik hyperinsülinemia yani kanda çok fazla insülin bulunması. Sürekli vücudun insülin üretmeye devam edip şekerleri hücrelere sokmaya çalışması gerçekten çok büyük sıkıntı. Neden bu kadar insülin üretiyor vücudumuz? Basit açıklaması şu çünkü hücrelerin şeker kapılarını yağ tıkamış durumda hücreler şeker yok diye yalvarıyorlar vücuda. Vücutta insülin üretiyor hücreye şeker sokmak için. İnsülini hücreye şeker sokan bir anahtar olarak düşünebilirsiniz hücre zorlandıkça vücuda yalvarıyor vücutta üretmek zorunda, hücreler hayatta kalmak için bu şekere ihtiyacı var. Bu aşırı üretim hızlı büyüme sonuçta bu artan insülin sadece gitmesi gereken yere gitmiyor. Tüm vücuda gidiyor ve beslenmiş doymuş şeker istemeyen hücreler bir anda daha çok yemeğe başlıyorlar yedikçe yiyorlar yemek zorundalar çünkü şekerler kandaki bol buldukları insülinle hücreye giriyorlar. Büyüyen hücreler içimizde bir nevi obez olup hasta oluyorlar buna da tıp dilinde biz kanser diyoruz.

Görüşünüzü Paylaşın
Ziyaretçi Görüşleri

Bu yazı hakkında henüz bir yorum yapılmadı.

Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.

Soru ve görüşleriniz bizim için değerledir. Sorun ve görüşlerinizi iletmenizden memnuniyet duyarız.

Diyetisyen Misin?

Kategoriler

Instagram Akışı