Anti Kanser Diyeti: Kanserle Savaşan Besinler

Anti Kanser Diyeti: Kanserle Savaşan Besinler
Tahminlere göre nüfusumuzun yarısı yaşamı boyunca en az bir kanser türüne yakalanacak. Neyse ki kanser karşıtı bir diyet uygulamak, çoğu kanseri önleyecek,…


Çok az insan daha sağlıklı olmak içi tam olarak ne yapması gerektiğini biliyor. Bu nedenle ülkemizde de kronik hastalıklar hızla artıyor ve birçok hastalık toplumda yaygın bir hal almıştır. Artık bu hastalıklardan biri de kanser aynı zamanda en çok korkulan kelimelerden biridir. Kanser eskiden çok nadir görülen bir hastalık idi ama biz onu sıradan bir hastalık haline getirmeyi başardık. Tahminlere göre nüfusumuzun yarısı yaşamı boyunca en az bir kanser türüne yakalanacak. Neyse ki bunu engellemek veya geciktirmek bizim elimizde. Kanser karşıtı bir diyet uygulamak, çoğu kanseri önleyecek, hatta tersine çevirecektir.


Bu yaygın hastalığı artık sıradan bir hastalık haline getirmeyi başardık, yine bu hastalığı tekrar çok nadir görülen bir hastalık haline getirebiliriz. Kanseri önlemek ve tersine çevirmek için herkesin yapabileceği en önemli şey iyi bir diyet uygulamaktır. Burada diyet kelimesini “iyi bir beslenme alışkanlığı” olarak tanımlamanızı istiyorum. 

Ama iyi bir diyet uygulama konusunda çok fazla kafa karışıklığı mevcut. Ama aslında insanlık tarihi bize iyi bir diyetin ne olduğunu öğretiyor. Yapmamız gereken tek şey bunu öğrenip uygulamaktır.

Bu iyi diyeti bilmiyor olmamızın nedeni ise, size kötü bir diyet satan kişilerin gerçekten iyi bir diyetin ne olduğunu veya mevcut diyetinizin ne kadar kötü olduğunu bilmenizi istemiyor olmasıdır. Bu konuda da gayet başarılılar.


Kanseri yenmek için önce kansere neden olan kötü beslenmeden kurtulmanız ve iyi bir anti kanser diyetine sahip olmanız gerekir. Toplumumuzdaki kanser dahil birçok hastalığın sorumlusu şeker, beyaz un, işlenmiş yağ ve işlenmiş süt ürünlerinin aşırı tüketimi ile alınan hayvansal proteinler dörtlüsüdür. Diyor Raymond Francis. Bu büyük dörtlü kötü bir diyetin temelidirler.


Şeker, beyaz un ve işlenmiş yağlar konusunda herkes Raymond Francis ile hemfikirdir. Belki işlenmiş süt ürünleri konusunda soru işaretleri olabilir. Fabrikalarda bu ürünlerin üretimi sürecinde ilave edilen katkı maddeleri, bu ürünleri fazla tüketen insanların sağlığını doğrudan etkiliyor. Bunuda hepimiz biliyoruz. Birçok üründe artık şöyle bir ibare var “trans yağ ve koruyucu madde yoktur” ama düne kadar bunlar vardı. Şimdi bunların yerini ne aldı bilmiyoruz.  


Bu yukarıda sıraladığımız büyük dörtlü den kaçınmanın en iyi yolu işlenmiş gıdalardan uzak durmaktır.


Şeker ve Beyaz Un


Kanser olmayı istiyorsanız, şeker tüketmek bunun mükemmel bir yolu. Şeker ölümcül bir metabolik zehirdir; Kanseri birçok yönden teşvik eder. Birçok çalışma fazla şeker tüketmenin kanser riskini yükselttiğini göstermiştir. Günümüz beslenme alışkanlıkları ortalaması gösteriyor ki tüketmemiz gereken şekerin iki katı kadar rafine (işlenmiş) şeker tüketiyoruz. İşlenmiş şeker DNA ya zarar veren inflamatuar serbest radikaller üretir ve bu radikaller sağlıklı hücreleri kanser hücrelerine dönüştürür.


Güçlü bir bağışıklık sistemi sizi kansere karşı korur ama şeker bağışıklığı bastırır. Şeker vücudu asidik yapar ve kanserli hücreler asidik bir ortamda büyür. Kandaki şeker oranı artınca hücrelere daha az oksijen taşınır, oksijenden yoksun kalan hücreler kanser hücresine dönüşür.


Şeker hormon dengesini bozar, çok fazla östrojen üretir ve fazla östrojen meme ve prostat kanserini tahrik eder. Son olarak, şeker kanser hücrelerini besler ve yediğiniz şeker kanser hücrelerini daha hızlı büyümesini sağlayacaktır. Beyaz un, şekere benzemektedir, çünkü vücut onu hızla şekere dönüştürür.


İşlenmiş Yağlar


Günümüz beslenmesin çoğunu oluşturan işlenmiş yağlar vücudunuz için toksiktir. Bunlar arasında tüm hidrojene yağlar artı kanola, pamuk tohumu, mısır, yer fıstığı, ayçiçek, aspir ve soya yağları bulunur. Bu en çok kullanılan yağlar, enflamasyonu artıran aşırı omega-6 yağ asitleri içerir. Çalışmalar omega-6'ların miktarının azalmasının tümörlerin büyümesini durdurduğunu göstermektedir. Tersine, omega-6'ları artıracak bir beslenme, ölmekte olan tümörleri tekrar hayata döndürür. İşlenmiş yağlar ayrıca hücre membranlarının bütünlüğüne zarar vererek hücresel arızaya neden olur. Kanser karşıtı yağlar arasında zeytin, hindistan cevizi, keten ve balık yağları bulunur.


İşlenmiş Süt Ürünlerinin Aşırı Tüketimi İle Alınan Hayvansal Proteinler


İşlenmiş süt ürünlerinin aşırı tüketimi ile alınan hayvansal proteinler kanseri teşvik eder. Tüketmemiz gerekenden çok fazla hayvansal protein tüketiyoruz - çok fazla. Hayvansal proteinlerin aşırı tüketimi üzerine yapılan çalışmalarda çok yüksek oranda kanser riskleri olduğu bulunmuştur. Diyetinizde hayvansal protein düzeyini değiştirerek kanser risklerini kolayca azaltabilir veya arttırabilirsiniz.


Kanserin gelişmesini en fazla destekleyen şeylerden biri işlenmiş süt ürünlerinden alınan proteinlerdir. İnek sütünde bulunan bir protein olan kazein, son derece güçlü bir kanser destekçisidir. Doğada hiçbir canlı düzenli olarak bir başka türün sütünü içmez ve hiçbir hayvan sütten kesildikten sonra süt içmeye devam etmez. Sadece insanlar bu gibi şeyleri yapacak kadar çılgındır ama bunun sonuçları var: Kalp hastalığı, osteoporoz, diyabet, enfeksiyonlar, artrit, alerjiler ve kanser. İnsanların en fazla alerji duydukları gıda süttür. Modern süt, istenmeyen hormonlar, antibiyotikler, pestisitler, herbisitler, PCB'ler, dioksinler, virüsler, irin, çözücüler ve aşırı bakterilerle dolu özetle zehirli bir çorbadır. Bu nedenle hemen hemen tüm sütler pastörize edilir. Bu süreç sütün kimyasal ve fiziksel özelliklerini değiştirerek daha az besleyici ve toksik hale getirir. Süt üretimi için hayvanların beslenme biçimi ve bulundukları ortamda sütün özellikleri etkilemektedir.


 Gerçekler bu şekildedir: Yüksek hayvansal proteinli diyetler kanseri teşvik eder ve düşük hayvansal proteinli diyetler kansere büyük ölçüde engel olur. Proteinimizin en az yüzde doksanı, tam tahıllar, baklagiller, mercimek, tohumlar, kabuklu yemişler ve filizler gibi bitkilerden elde edilmelidir.


Kötü besinleri hayatınızdan çıkarmak ilk adımdır; bunların yerine iyi yiyecekler koymak başka bir adımdır. Öncelikle taze bitkilerden oluşan bir diyet, kanser karşıtı bir diyettir. Kanser karşıtı bir diyet uygulamak sadece bir lüks değil, bir zorunluluktur. Bunun dışı çok kötü! Kazalardan sonra, kanser çocuklar için önde gelen ölüm nedenidir. 50 yaşın üzerindeki hemen hemen herkesin, vücutlarında büyümeyi bekleyen kanser hücreleri vardır. Doğru beslenme olmazsa bu kanser hücrelerinin büyümesi ve yayılması kaçınılmazdır. İyi haber şu ki: Bunu nasıl önleyeceğimizi biliyoruz!


Tümör büyümesine müdahale etmek ve kanser hücresini yok etmek için iyi bilinen mekanizmalar vardır. Kanserin biyokimyası son derece karmaşıktır ve bunu yapmak için birçok biyokimyasal yolun başarılı bir şekilde yönlendirilmesini gerektirir. İşlemdeki bu adımların her birine müdahale edilebilir. Mevcut kanser hücreleri kümeleri cerrahi, kemoterapi ve radyasyon operasyonları ile küçük ve zararsız tutulabilir. Aslında bu standart kanser tedavileri vücuda zarar verir ve hayat standartlarını aşağıya çeker.


Kanserden kaçınma için gerekli olan taze meyve ve sebzeler açısından zengin bir diyet uygulamaktır. Bitkisel besinleri, kanser sürecine her düzeyde müdahale etmek için gerekli tüm kimyasal maddelere sahiptir. Ne yazık ki, böyle bir beslenme alışkanlığı uygulayan ve benimseyen insan sayısı hala çok az.


Birçok meyve ve sebzede karoten bulunur. Hayvan deneyleri ve insan deneyimleri, yüksek miktarda karoten bulunan beslenmenin kanser hücrelerinin büyümesini durdurduğunu göstermiştir. Aynı durum A vitamini için de geçerlidir. Omega-3 yağ asitleri kanseri baskılamaktadır. Quercitin (kuersitin) de dahil olmak üzere bitki flavonoidleri, meme ve prostat kanserinin uyarılmasında östrojenin etkilerine müdahale eder. Aslında, bitki flavonoidleri güçlü karserojenlere maruz kaldıklarında bile hücrenin kansere dönüşmesini engeller. Ek olarak, kanser hücrelerinin büyümesini baskılar ve kanser hücresi ölümünü kolaylaştırır. Zeytinyağı, DNA'yı oksidatif hasarlara karşı korumaya yardımcı olur, bu da bir hücrenin kansere dönüşmesini engeller. Hem yeşil hem de siyah çaylar DNA hasarlarını engeller ve kanser hücrelerinin bölünmesini engelleyerek kanser büyümesini engeller. Silimarin ve ginkgo biloba gibi otlar da güçlü anti-kanser bileşikleri içerir. Birçok bitki kimyasalının kanser büyüme mekanizmalarını baskıladığı ve azalttığı bilinmektedir.


Yukarıdakilerden de görebileceğiniz gibi, doğru besinler kansere ve hatta iyileştirici ilaçlara göre bile oldukça koruyucu. Taze, organik meyve ve sebzelerde bakımından yüksek bir diyet aynı zamanda omega-3 yağ asitlerinde bakımından yüksek bir diyet anlamına gelir. İşte iyi bir diyet böyle bir şeydir. Diyetinizin yüzde sekseni çiğ meyve ve sebzelerden oluşmalıdır. Karabuğday, darı, kahverengi pirinç, kinoa ve amaranth gibi glüten içermeyen tahıllar ortalama olarak sağlıklıdır. Baklagiller ve mercimek, iyi bir bitkisel protein kaynağıdır. Bu besleyici ve sağlıklı bitkilerin yanına küçük porsiyonlar ile kaliteli balık ve organik yumurta ekleyebilirsiniz.


Tüm gerçek yiyecekler iyidir, ancak bazı bitkisel yiyecekler diğerlerinden daha da koruyucudur. Bunlar brokoli, karnabahar, brüksel lahanası ve lahana gibi turpgiller. Diğer iyi sebzeler arasında soğan, pancar, taze fasulye ve ıspanak sıralanabilir. İyi meyveler yaban mersini, kiraz, böğürtlen, ananas, karpuz, kivi, mango, erik ve kavun gibi meyveler gerçek yiyeceklerdir.


Diyetisyen Misin?

Kategoriler